Bir atın ağzından anlatılan ilk bölümde tartışılan olgu, doğum, yaşam ve ölüm. İlk bölümde anlatıcı olan at, doğduğundan itibaren edindikleri ve bu edindiklerinden yaptığı çıkarımlara geniş yer veriyor. Bu edindiklerinden çıkarım yaparken de kaçınılmaz olarak ortaya çıkan duygu ise sahiplik duygusu. Atın düşüncesine göre birinin attan bahsederken iyelik eki kullanması uygunsuzdur, çünkü herhangi bir canlı, birinin malı olarak adlandırılamaz. Anlatıcı olan at hikâyesini anlatırken asıl meselenin kendisine işkence eden insanoğlu karakteri olduğunu anlatıyor.

Alyoşka. Hayatını çevresindekilere adamış ve ailesine yardımcı olmak adına hayatından taviz veren bir karakter. Ailesinin maddi durumu kötü olması onu kırbaçlayan bir sebep haline geliyor. Her türlü işe koşuyor, her işi zevk alarak ve hızlıca, peşi sıra diğer işe geçerek yapıyor. Bunların hepsini yaparken ailesinden uzak olması onu zorlayan bir şey mi zorlamayan bir şey mi belli değil. Bir tüccarın yanında çalışan Alyoşka’nın karakterinden ötürü ailenin tüm yükünün onun üzerinde olması sürpriz değilken tüccarın yanındaki işlerin tamamının Alyoşka’nın sırtına yük olması hiç şaşırtıcı değil. Alyoşka evlenmek isterse eğer, ailesinin itirazına biat ederek işine dönen bir karakter var karşımızda. Çevresindeki insanlara yardımcı olabilmek tek amacı; ne kadar gerçekçi olmasa da hayatı pahasına bu yardıma devam ediyor. İş kazasını dahi metanet ile karşılar Alyoşka; ona göre işin fıtratı bu.

Üçüncü ve son bölümde ise ölüm korkusu yaşayan bir kadın karakter mevcut. Zengin bir kadın olan tanımlanan Matryoşa, ölümün eşiğindedir. Akciğer rahatsızlığı nedeniyle ölüm döşeğinde olması, ölüme alışmanın erken evrelerinden olan kabullenmeme evresini yaşamasına sebep oluyor. Matryoşa, eğer ülke değiştirirse bu hastalıktan kurtulacağına kendisini inandırır. Kocasını ve doktorunu yanına alır; Moskova’ya varmaya uğraşır. Doktorun bu akıl almaz düşünceye itirazlarını reddeder; ısrarla iyi hissettiğini söyler. Tahmin edilebileceği üzere trajedi ölüm ile sonlanır. Bölümde vurgulanan şey, kişinin inkâr etmesinin ne boyutlara ulaşabileceğidir.

Bölümlerin olgularını anlatmak gerekirse, ilk bölümde bahsedilen, anlatıcı olan atın kendisine yapılan işkenceleri anlatırken, insanın kendinden başka bir canlının varlığını dikkate almaması ve bu işkenceleri sıradan görmesi olarak özetlenebilir. İkinci bölüme geldiğimizde ise Alyoşka kişisinin doğduğu andan itibaren kendi iradesinde karar verememesi, başkalarının söylediklerini yapması, başkasının söylediği tüm şeylere biat ederek söylenenleri yapılması gereken olarak görmesi ve tüm bunların ilahi gücün uygun gördüğünü düşündüğü için olduğunu sanması, sakatlanıp ölmesini normal karşılamasına yol açar. Üçüncü bölüm ise tam olarak ikinci bölümün tersidir denilebilinir. Alyoşka nasıl ölümü çok normal karşıladıysa, Matryoşa tam olarak ölümü reddeder. Ölüme çare arar. Fakat ölüm, trajedi ya bu, er ya da geç herkesi bulur.

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s