Öèôðîâàÿ ðåïðîäóêöèÿ íàõîäèòñÿ â èíòåðíåò-ìóçåå Gallerix.ru

Cana’da Düğün (Kurmaca)

Yazar : Atacan OKUMUŞ

Avusturya Arşidükünün biricik kızı Eleanor, yıllar boyunca kendisine türlü hediyeler ve iltifatlar ile kur yapan Fransız Kralı I. Francis’e sonunda olumlu yanıt verir ve iki yalnız insan evlenmeye karar verirler. Düğün, Francis’in kafasında yıllar boyunca en ince detaylarına kadar planlanmış, bu nedenle düğün hazırlıkları tarih boyunca görülmemiş derecede hızlı yapılmıştır. Altı gün içerisinde yüzlerce şarap fıçısının ve onlarca hayvandan çıkan etlerin tamamen hazır bir şekilde düğün gününe yetişmesi bile düğünün şanını binlerce yıl sürdürecektir. Düğün günü gelmiş çatmış, tüm hazırlıklar tamamlanmış, imparatorluk avlusu muazzam bir öğle vaktinde davetlileri beklemektedir. Arka fondan gelen telli ve vurmalı çalgıların ahenginden doğan eserlerin ortama yaydığı neşe, Eleanor ve Francis çiftinin hissettiği mutluluğun yanında bir hiçtir. Davetliler düğün hazırlıklarının hızını aratmayacak ivedilikte masaları doldururlar. Arkadan gelen keyifli bağırışlar ve bardakların birbirine çarpma sesleri birbirleriyle yarışırken kimin getirdiği belli olmayan köpeklerin ortamdaki heyecana itiraz edercesine havlamaları ses yarışında emin adımlarla ilerlemektedir. Davetliler neşe içerisinde şaraplarını yudumlarken, birbirini takip eden üç adet bardak çınlama sesi duyulur.

Fransız Kralı I. Francis heyecandan titreyen sesi ile, “Değerli misafirler, değerli dostlarım. Naçizane gönlümün yıllardır tek sahibi olan biricik sevgilim Eleanor ile geçireceğimiz bir koca ömrün ilk gününde bizlere eşlik ettiğiniz için teşekkür ederiz.” Davetliler, yıllardır beraber çalışan bir orkestranın üyeleriymişçesine hep bir ağızdan “Evet !” diye bağırırlar. Francis, kalbi ile ağzının beraber davranmasına bir an olsun şaşırmadan konuşmasına devam eder, “Bugün sizlere düşen görev, içebildiğiniz kadar şarap içmek ve bu günü sonsuza dek sevgi ve mutluluk ile hatırlamak! İyi eğlenceler! ” Tüm masalardan kutlama sesi tefrişleri duyulur ve eğlence devam eder.

Düğünün başlamasındansa, bitmesine daha yakın bir zamanda, imparatorluk avlusunun gaz yağı ışıkları imparatorluk askerleri tarafından birer birer yakılır. Gaz lambalarının titreyen ışığı, sonbaharda dökülen yapraklar gibi birer birer azalan şarap fıçılarını herkesten saklar.  Francis’in çocukluk arkadaşı ve yaveri Tiziano, tüm davetlilerin sarhoş olmasını kıskandırmayacak kadar kafayı bulmuş olan Francis’i avluda bir masaya yüzükoyun uzanmış ve kendinden neredeyse geçmiş bir şekilde bulur, şarapların neredeyse tükenmiş olduğunu, geriye yanlızca elli kadeh kadar şarap kaldığını söyler. Francis bu tat kaçıran haberin ardından oturduğu yerde doğrula doğrula, saniyeler içerisinde sarhoşluktan çakırkeyifliğe, çakırkeyiflikten ise dinçliğe geçer, “Bana İsa’yı bul.” Tiziano derhal düğünün onur konuklarından İsa’yı bulur ve durumu anlatır. İsa, evinde kendi kendine denediği suyu şaraba çevirmeyi ilk defa insan içinde yapma kararı alır ve imparatorluk askerlerine boşalmış şarap fıçılarını derhal su ile doldurtmayı emreder. Su dolu fıçıların içlerine bakıldığında tamamı ile şarap ile dolduğunu farkeden imparatorluk askerleri Tiziano’ya gidip, tanımadıkları bir adamdan aldıkları emiri uyguladıklarını ve suyun şaraba dönüştüğünü anlatırlar. Tiziano olaylara her mantıklı insanın vereceği bir şekilde tepki verip, Eleanor’un yanına gider, “Kocan dünyanın en cömert insanı. Diğer soylular ne yapar? Düğün başlangıcında en kaliteli şarabı davetlilere sunup, insanların hızlıca sarhoş olmasını beklerler. İnsanlar zil zurna sarhoş olduklarında ise en kalitesiz şaraplarını sunarlar ki eldeki tüm şaraplar bitsin. Ama kocan Francis, en kaliteli şarabı en sona sakladı. Değerini asla bilmemezlik edeyim deme!”. Eleanor ise sırıtarak cevap verir, “Ben o zaman diğer soylulara mensubum!” der ve kahkahayı basar. “Gençliğimin başlarında babam, en kaliteli şarabı, yani kendimi, taliplerime sunarak insanların sarhoş olmasını bekledi. Yavaş yavaş yüzümde kırışıklıklar belirince ise zil zurna sarhoş Francis’e beni sundu ki elindeki tüm kızlarını politik kişilerle evlendirmiş olsun. Yani demek ki biz diğer soylulara mensubuz!” Tiziano, Fransız Kralı I. Francis’in kandırılmış olduğu sırrını, alanda ses yarışını kazanmış telli ve vurmalı çalgılar eşliğinde kendine saklar ve Fransa Krallığı’nın çöküşünün ne zaman başladığını bilen üç insandan biri olarak ömrünün sonuna dek bu sır ile yaşar…

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s